Kod Yazarken Dinlediğim Müzikler ve Productivity Sırlarım
Her ruh halinin, her işin kendine özgü bir müziği var. Kimi zaman minimalist synth'ler yaratıcılığı tetikliyor, kimi zaman Anadolu rock'ın sıcaklığı ilham veriyor. Önemli olan, o an neye ihtiyaç duyduğumu hissedebilmek.
Merhaba,
Bugün sizinle kod yazarken beni nelerin sardığından, hangi seslerin bana eşlik ettiğinden bahsetmek istiyorum. Çünkü zamanla fark ettim ki, iyi kod yazmak sadece teknik bilgiyle olmuyor, biraz da kendine özgü bir dünya kurmaktan geçiyor.
Müzik konusunda sanırım biraz karışık bir zevkim var. Bir yandan Depeche Mode'un o minimalist synth'leri arasında kaybolurken, bir yandan da Hilal Cebeci'nin "Kapına İpe İpe"siyle kendime geliyorum. Korn'un sert gitarlarından Queen'in epik şarkılarına, oradan İsmail YK'nın "Bambaşka Biri"ne uzanan bir yolculuk bu. Spotify'ın benim için oluşturduğu playlist'lere baksam, eminim ki kendisi de şaşırıyordur.
Ama itiraf etmeliyim ki, Mustafa Keser'in "Yar Gelecek" klibinin bende ayrı bir yeri var. O klipte, sevdiği gelecek diye evi baştan aşağı boyayan adamın samimiyeti, bana kendi işimi yaparken hissettiklerimi hatırlatıyor. Müşteri demo'su gelecek diye kodu baştan aşağı düzenlemek, aslında o heyecanı biraz anlatıyor sanki.
Zamanla fark ettim ki, farklı işler için farklı müzikler dinlemek bana iyi geliyor. Yeni bir şeyler yaratmaya çalışırken Depeche Mode dinlemek, karmaşık bir hatayı çözmeye çalışırken Korn'u açmak, tasarımla uğraşırken daha hafif şeyler dinlemek... Acil bir iş yetiştirmem gerektiğinde ise Queen'in "Under Pressure"ını açıyorum.
Sabahları bilgisayarın başına geçtiğimde, ilk iş bir bardak çay alıp kısa bir müzik molası veriyorum. Bazen Mustafa Keser klipleri izliyorum, bazen de sadece müzik dinliyorum. Sonra kendime göre uyarladığım bir çalışma düzenine geçiyorum: 25 dakika kod yazıp, 5 dakika müzik dinliyorum. Bazen öyle oluyor ki, "Yar Gelecek" klibi defalarca bitip başa dönüyor ama ben fark etmiyorum.
Evdeki çalışma köşemde mekanik klavyemin sesi, iki monitör ve hep taze demlenmiş bir bardak çay var. Telefonu sessize alıp, müziğin sesini biraz açıyorum ve kendimi koda bırakıyorum. Bazen "Allı Turnam" eşliğinde React component'i yazdığım oluyor, bazen de "Bambaşka Biri" çalarken bir bug'ın çözümünü bulduğum.
Sanırım herkesin kendine özgü bir çalışma şekli var. Kimi lo-fi dinliyor, kimi klasik müzik. Benimki biraz karışık oldu galiba - Anadolu rock karışımı 80'ler synth'leri ve biraz da Korn. Ama işte, bana böyle iyi geliyor.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.
Aziz