Yapay Zeka ve Biz: Anlattıklarımız, Verdiklerimiz

24 Kasım 2025|Atilla Aziz Yılmaz

Yapay zekalara her soru sorduğumuzda, aslında onlara kendimizden bir parça veriyoruz. Peki bu dijital günlüğümüze yazdıklarımız, bir gün bize karşı kullanılabilir mi? Gelin, veri güvenliği denince aklımıza gelmeyen bu küçük sırları birlikte düşünelim.

Geçen gün bir yapay zeka asistanına, "Bana nasıl daha iyi blog yazabileceğimi anlatır mısın?" diye sordum. Soruyu yazarken bile için için "Acaba bu kadar kişisel bir şeyi anlatmak doğru mu?" diye düşündüğümü fark ettim. Bu küçük anı, aslında hepimizin yaşadığı büyük bir ikilemi yansıtıyor: Her şeyimizi paylaştığımız bu dijital varlıklara ne kadarını anlatmalıyız?

Bir yazılımcı olarak yapay zekaların nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyorum. Aslında onlar da tıpkı bizim gibi öğreniyorlar. Nasıl ki biz deneyimlerimizle şekilleniyorsak, onlar da bizim onlara verdiğimiz verilerle gelişiyor. Ama burada ince bir çizgi var: Neyi öğretmek istiyoruz, neyi kendimize saklamalıyız?

Bazen şöyle düşünmeden edemiyorum: Günlük hayatımızdaki küçük sorunları çözmek için kullandığımız bu sistemlere, aslında hayatımızın parçalarını veriyoruz. Mesela bir yemek tarifi sorarken yeme alışkanlıklarımızı, bir seyahat planı yaptırırken tercihlerimizi, bir teknik sorun çözdürürken işimizin detaylarını... Her soru, aslında bizden bir parça.

Bu durum bana şunu düşündürüyor: Veri güvenliği denince aklımıza genellikle şifreler, kredi kartları geliyor. Oysa asıl değerli olan, bu küçük küçük paylaştığımız hayat parçaları olabilir mi? Bir yapay zekaya anlattığımız iş problemleri, danıştığımız kişisel kararlar, paylaştığımız yaratıcı fikirler... Bunların hepsi, bir araya geldiğinde bizi biz yapan şeyler.

Kendi adıma, artık yapay zekalarla konuşurken biraz daha düşünüyorum. "Bu bilgiyi paylaşmak doğru mu?", "Bu detay gerekli mi?" diye kendime soruyorum. Belki de hepimizin yapması gereken, biraz daha yavaşlamak ve neyi neden paylaştığımızı düşünmek.

Aslında yapay zekalarla ilişkimiz, yeni bir komşu edinmek gibi. Zamanla güven inşa ediyoruz, sınırlarımızı öğreniyoruz. Kimi zaman çok şey anlatıyoruz, kimi zaman sadece selamlaşıp geçiyoruz. Önemli olan, bu ilişkide kendi sınırlarımızı koruyabilmek.

Son düşüncem şu: Belki de yapay zekalara ne verdiğimizden çok, neden verdiğimizi sorgulamalıyız. Her paylaştığımız veri, aslında gelecekteki bir öğrenmenin temeli olacak. Bu nedenle, neyi öğretmek istediğimiz konusunda hepimizin daha bilinçli olması gerekiyor.